Tarama testleri bir bebeğin işitme kaybı riski açısındanerken dönemde yakalanmasını sağlar. Eğer tarama testi yapılmazsa bebek 1 yaşına gelip ilk sözcükleri söylemeye başladığın zamana kadar işitme kaybının varlığı belli olmayabilir. Genellikle bu dönemde çocuklar çevrelerini görme ve dokunma duyularını kullanarak tanımaya çalıştıkları için işitme sorunları gözden kaçabilir.

Erken dönemde yapılan doğru tanı anne ve babayı rahatlatır. Bebeğin erken dönemde akranlarını yakalamasına olanak tanır.

Taramadan geçemeyen bebekler işitme kaybı riski taşırlar. Bu nedenle işitmelerinin tanı için değerlendirmesine, ileri tetkiklerin yapılmasına ihtiyaç gösterirler. Tarama testlerinden geçemeyen bebekler için işitme kaybı tanısı koymak oldukça karmaşık ve zor bir iştir. Odyoloji alanında ayrıntılı elektrofizyolojik testler, ileri teknolojiler, bu teknolojinin uygulamaları ve değerlendirmeleri odyoloji uzmanlığı gerektirir.  Odyomed, odyoloji tanı alanında uzman kadrosuyla gelişen ve değişen teknolojileri izlerve kullanır.

Bu alanda yapılan çalışmalarda yenidoğan işitme taramalarında, ilk izlemede başarısız olan bebeklerin ortalama yüzde 20’sinin testler için geri dönmediği ortaya çıkmıştır. Takipteki bu yüksek kaybın sebebi işitme kaybının yaratacağı sorunlar hakkında ailelerin yeterli bilince ulaşmadığı düşünülmektedir. Bu, yenidoğan işitme taramasının çocuğun geleceği açısından büyük tehdittir ve yenidoğan taramasının ötesinde işitme taramasının takiplerini yaptırmak, ihmal etmemek ailenin sorumluluğundadır.

Yenidoğan bebek il işitme taramadan kaldıysa bu işitme kaybı olduğu anlamına gelmez. Yeni doğan taraması sonrasında bebeklerin yüzde 40’ı ilk aşamada kalır. Eğer bebeğiniz prematüre doğmuş ise ve testten kaldı ise düzeltilmiş 9 ay sonrasında yeniden tekrarlanmalıdır. Kulak yolu çok dar olduğu için testten kalabilir. Doğumun hemen arkasından yapılmış ise anne karnındaki sıvı kulağında kalmış olabilir ve bir engel teşkil ettiği için testi geçemeyebilir, Kulağında akıntı var ise testten yine kalabilir. Bebeğinizin ilk tarama testinden kalmış olması işitme kaybına da bağlı olabilir. İlk taramadan kalan bebekler için tarama tekrar edilir ve işitme kaybı netleşirse ileri tetkikler uygulanmalıdır.

Bebeklerde ayrıntılı;  kapsamlı işitme testleri; Odyolojinin özel bir alanıdır. Uzmanlık ve teknoloji gerektirir. Bu alanda odyologlar birbirini doğrulayan birçok test uygulayarak, bebeğin işitme kaybı olup olmadığını, varsa bunun şeklini ve derecesini belirler. Bu amaçla Tonal ABR, OAE( Oto Acoustic Emission, İmittansmetri, CAVR, ASSR  gibi birçok test uygulanmaktadır. Şüpheli durumlarda testler tekrarlanarak, sonuç netleştirilir. Bu testler sırasında bebeğin/çocuğun sakin kalması, gerekirse uyuması veya uyutulması gerekebilir.

Testler sonucunda işitme kaybı görülen çocuklar, tıbbi olarak tedaviye ihtiyaç duyuyorsa; Kulak Burun Boğaz hekimlerine gönderilir ve onların da önerileri doğrultusunda gerekli tıbbı tedavi uygulanır. Şayet tıbbi olarak tedavi edilemeyecek olanlar; İşitme cihazı, Koklear implant ve İşitsel rehabilitasyona vakit geçirmeksizin yönlendirilmektedir.

Yeni doğan bebeklerin ani ve şiddetli seslere verdikleri tepki çoğunlukla irkilme ve sıçramadır. Bebekler bu sesin geldiği yöne de bakabilir. Şiddetli seslere ve gürültülerde irkilerek hatta sıçrayarak tepki vermeyen bebeklerin işitme problemi sorgulanmalıdır. Öte yandan; İşitme sorunu olmayan bebekler özellikle 5 ve 6. Aylarda, ebeveynlerinin konuşmalarına, çıkarttıkları seslere, tatlı oyunlarına kıkırdayıp gülerek, agulayarak tepki verir. Bebekler için 11. Ve 12. Aylar artık dönüm noktasıdır. Onun yaşamında karşılığı olan mama, oyun, anne, baba veya sıkça duyduğu bazı isimlere tepki vermeye başlar. Bu dönem; anne, baba, dede gibi kelimelerin, çocuğun ağzından yükselmeye başladığı bir evredir!  Bebeğiniz veya çocuğunuz onunla konuşurken tepki göstermiyor, anlamıyorsa bu işitme sorununa yönelik bir belirti olarak algılanmalıdır.

Yeni doğan 1000 bebekten 2 ya da 3’ü, kayda değer bir işitme kaybı ile dünyaya gelir. Konuşma fonksiyonlarının başladığı yaş aralıklarına kadar, işitme kaybının ne düzeyde olduğu anlaşılamadığı için yeni doğan bebeklere işitme tarama testi yapılır.

Bir bebek veya çocuk için merak duygusu en önemli işitme belirtilerinden biridir. Çevresinde ani bir ses yükseldiğinde veya bir müzik açıldığında ya da yere düşen bir eşya gürültü çıkardığında; bebek ve çocuklar o sesi bulabilmek için etrafa bakınırlar. Sesin geldiği yöne doğru başlarını çeviriler. Yüksek ve şiddetli seslere başını, sesin geldiği yöne doğru döndürerek tepki vermeyen bebekler, işitme sağlığı yönüyle değerlendirilmelidir.

Özellikle akraba evliliklerinde, bazı genetik aktarımlar sonucu, işitme kaybının ailesel öyküye dayanabileceğini göstermektedir.

İnsan kulağı sesleri ayırt etmeye, çoklu uyaran ve seslerin ya da müziğin bulunduğu ortamlarda her sesi tanımaya odaklıdır. Mesela 2-3 kişinin aynı anda konuştuğu bir ortamda insan kulağı konuşma sesinin yüksekliğine bağlı olarak, duymak ve anlamak istediği sese odaklanabilir. Hatta aynı anda konuşan 2-3 kişinin söylediklerini, aynı anda duyabilir, anlayabilir. Şayet bir çocuk örneğin okulda veya ailede birden çok kişi konuşurken bir sesi duymakta zorluk yaşıyor, hızlı konuşmalarda sesleri yakalayamıyorsa, yumuşak sesleri işitmekte sorun yaşıyor, bu da okuldaki başarısına yansıyorsa, vakit kaybetmeden bir uzman görüşü ile değerlendirilmelidir.

İşitme, fazlasıyla enerjiye ihtiyaç duyar. İşitme kaybı olan çocukların okul sonrası yılgın, yorgun halleri bu gerçeğin sonucudur. İşitme sorunu yaşayan çocukların, konuşulanları anlayamamalarından kaynaklanan mahcup halleri vardır. Bu durumu tanımadıkları insanlara daha çok yansıtırlar. Sessiz veya çekinden olabilirler. Bu özgüvenlerine de yansıyabilir. Kimi çocuklarda ise işitme kaybına bağlı olarak, çevrelerindeki konuşulanları anlayamamaları veya onlarla iletişime geçenlerin yüksek sesle hatta bağırarak konuşmaları hırçın özelliklerin ortaya çıkmasına da sebep olabilir. Sağlıklı iletişim kuramamak onları öfkeli kılabilir.

Ateşli hastalıklar, menenjit, kafaya alınan darbeler, farklı travma ve kazalar, kızamıkçık, orta kulak enfeksiyonları ya da bazı enfeksiyon hastalıklarında kullanılan ototoksik etkiye sahip ilaçlar işitme kaybına sebep olabilir.

Çocuklar sahip oldukları enerji gereği zaman zaman küçük kazalara, darbelere açıktır. Sandalyeden, yataktan, merdivenlerden düşmeler ya da haşarılıklar sonucu, akla gelmeyecek kazalar her çocuk için mümkün olabilir. Fakat başa alınan darbeler ne şiddette olursa olsun önemsenmeli, böyle biri durumda uzman görüşü alınmalıdır.

  • Çocuk kendisine söylenenleri yaşıtlarına göre daha zor anlıyor ve kendi ifade etmek istediklerini daha zor ifade ediyorsa,
  • Günlük yaşamda anlatmak istedikleri için çok fazla el, kol veya vücut hareketi yapıyorsa,
  • 2-3 yaşındayken kullandığı kelime sayısında hızlı bir artış olmuyorsa,
  • 2 yaşını bitirdiği halde 50 kelimeden daha az kelimesi varsa,
  • Akranları ile oynamakta zorluk yaşıyorsa, dil ve konuşma sorunları açısından bir uzmana başvurmanızda fayda var.
  • TV sesini çok açma,
  • Kapı sesini, zil sesini, trafikte korna sesini, seslenen bir insan sesini duymama,
  • Yüzlerine bakmadıkça insanların ne söylediğini anlayamama,
  • Sohbetlere dahil olamama,
  • Söylenenleri tekrar ettirme ihtiyacı gibi durumlar yaşıyorsanız işitme sağlığınızdan şüphelenmeli ve bir uzmana başvurmalısınız.

Medikal ya da cerrahi bir operasyon ile düzeltilebilecek bir işitme kaybı var ise tamamen ya da kısmi olarak düzelebilir. İşitme kaybı sensörinöral bir kayıp ise kalıcı bir kaybınız var ise işitme kaybınızda iyileşme olmaz.

İşitme kaybınız yıllar geçtikçe ilerleyebilir/kötüleşebilir. Bazense sabit kalır yıllarca aynı seviyede devam eder. Odyoloji merkezleri işitme kaybının ilerlememesi ve hastanın günlük hayatını normal geçirebileceği bir hayatının olması için çalışırlar.

İşitme duyusu adeta hafızanın anahtarı gibidir. Çünkü iletişimin, sosyalleşmenin, esası duymak ve konuşmaktır. Yaşlılığa bağlı, doğumsal veya çeşitli hastalıklar sonucu oluşan işitme kayıpları, oluşma sebebinden bağımsız hafızaya zarar verebilecek kötü sonuçlara yol açar. Çünkü çevremizdeki sesleri işitme zorluğu yaşamak, konuşma becerisine de zarar verecek şekilde, beyne giden uyarımları düşürür.

Yapılan nörolojik araştırmalar, hafif işitme kayıplarında dahi demans gelişme riskinin anlamlı biçimde arttığını ortaya koymaktadır. İşitme kaybının düzeyi ne derecede ağır ise mental gerileme, bilişsel kabiliyetlerde zayıflama da o nispette fazladır. Bir grup nörolojik araştırmaya göre şiddetli işitme kayıpları demans riskini yüzde 500 arttırmaktadır. İşitme kaybı yaşayan kişilerde söylenenleri hatırlayamama, anlama problemleri de gözlenir

İşitme kaybı sorunu yaşayan kişilerin, özellikle iletişim kurma esnasında yaşadıkları problemeler, kaçınılmaz biçimde ardı ardına sıralanan talihsizliklere sebep olabilmektedir. En basitinden sağlıklı biçimde yönetilmesi gereken bir toplantı, süratle tamamlanması planlanan bir iş görüşmesi, bir çalışmanın kaderini belirleyecek fakat hatalı alınan notlar; işitme kaybının oluşturduğu engellere takılabilmektedir.

İşitme kaybı ile oluşan süreçler, kişilerin daha çok enerji sarf etmesine neden olur.  Gündelik konuşmaları takip edememek, arkadaşlar arasında yapılan sohbetlerde söylenenlerin çokça tekrar edilmesini istemek, herkesin güldüğü bir espriyi kaçırmak, konuşulanları daha iyi anlayabilmek için sık sık yer değiştirmek;  insan ilişkilerinde çok yönlü yorgunluk ve yılgınlık oluşturabilir. İşitme kaybına tedavi seçeneğini kullanmayan kişilerdeki kaygının, tedirginliğin kaynağı da aslında buradan beslenir. İşitme kaybı yaşayan kişiler bilhassa kalabalık ortamlara daha az gitmeye başlar.

İletim tipi işitme kaybı, doğumsal işitme kaybı, sensörial işitme kaybı olmak üzere 3 farklı tipte işitme kaybı vardır. Doğumsal işitme kaybı da genetik aktarım ya da kalıtımsal olmayan son derece geniş etkenler sebebiyle oluşabilmektedir. Ayrıca genel bir tanımla ifade edilen doğumsal veya ani işitme kayıpları kendi içinde birbirinden tamamen farklı belirtiler ve şikayetlerle seyreder. İşitme kaybının seviyesi de aynı biçimde çok farklı olabilmektedir.

İşitme kaybının ortaya çıkmasında sorun; dış kulak ile iç kulak arasındaki bir bölgedeki problemden kaynaklanır. Ses dalgaları iç kulağa geçemediğinden işitme kaybı görülür.  Yavaşça seyrettiği için iletim tipi işitme kaybı yaşayan bireyler; çevrelerindeki konuşmaları ve sesleri sanki uzaktan kısık geliyormuş gibi hissederler. Kulakta basınç hissi de dile getirilen şikayetler arasında olabilir.

Özellikle ailesel evliliklerde, kalıtsal olarak gelişen işitme kayıpları son derece önemlidir. Bu durum yeni doğan evresinde görülebileceği gibi yaşam ömür süresinin herhangi bir evresinde de ortaya çıkabilir. Kalıtımsal olmayan doğuştan işitme kayıplarının sebepleri ise son derece uzun bir nedenler grubuna dayanabilmektedir. Örneğin kızamıkçık, doğum sırasında kordon dolanması veya doğum travmaları, hamilelik sırasında kullanılan bazı ototoksik ilaçlar, annenin maternal diyabeti ve tansiyon sorunları bebeğin doğuştan işitme kaybıyla dünyaya gelmesine neden olabilir. Bu bebekler çoğunlukla doğum sonrası yapılan işitme tarama testlerini başarıyla geçemeyebilirler.

Tüm işitme kaybı tipleri içinde en sık görülen işitme kaybı sensörinöral işitme kaybıdır. Sıklıkla yaşlanma, yüksek sese uzun süre maruz kalma veya iç kulağı etkileyen hastalıklar ve hasarlar sonucunda ortaya çıkar. Çünkü iç kulağımızda ses dalgalarını algılayan tüylü hücreler ve sesi beyne ileten işitme siniri bulunmaktadır. Burada oluşan sorunlar işitme sistemin etkilenmesine neden olur.  Sensörinörel işitme kaybı tek ya da iki kulakta da görülebilir.

Konuşmaları takip ve anlamada yaşanan problemeler, tiz sesleri anlayamama, kulaklarda çınlama ya da uğultu, konuşmaların mırıldanma şeklinde işitilmesi, telefon konuşmalarını anlayamama karakteristik belirtilerdir. İşitme kaybının seviyesine göre de değişim gösterebilir.

Ses yüksekliğinin ölçü birimi desibeldir (dB). Desibel değeri ne oranda fazlaysa gürültü de o nispette yüksektir. Bilimsel bir yaklaşımla; her gün 2-3 saat boyunca, 85 dB’den daha yüksek  sese maruz kalmak işitmeye zarar verebilmektedir. İşte bu yüzden işitme sağlığına zarar verebilecek kontrol edilebilir riskler elimine edilirse, işitme sağlığı da korunabilir. Yüksek gürültülü ortamlarda; parti, konser veya fabrikalarda kulak koruyucusu kullanmak işitme sağlığı için değerlidir. Müzik dinlerken en yüksek ses seviyesinin yüzde 60’ı  1 saatten fazla olmamalıdır. Gürültülü ortamlarda zorunlu olarak bulunulması gerekiyorsa, sessiz alanlarda minik molalar vermek, işitme sağlığı için kıymetlidir.

Koruma bandı açılmış olan pillerin, pil numaraları ve enerji sarfiyatlarına bağlı olarak 5 ile 25 gün arasında ömrü vardır.

İşitme sorunu olan kişilerin ya da işitme sorunu olan ebeveynlerin en çok sordukları sorulardan birine: “Elbette hayır” diyerek yanıt verelim. Neden mi? İşitme kayıplarının birçoğu, altta yatan sebep düzeltilince zaten ortadan kalkar. İşitme cihazları, tedavi ile çözülemeyen işitme kayıplarının düzeltilmesinde işe yarar. Ancak kimlere ve ne tip bir cihaz kullanılması gerektiği ; Odyologların ve Kulak Burun Boğaz hekimlerinin uzmanlık alanıdır.

Herhangi bir dış ses uyaranı yokluğunda, sesin algılanış biçimiyle karakterize ton veya gürültü şeklinde meydana gelen yaygın bir işitme sorunudur. Hastaların cızırtı ve uğultu şeklinde sesler duyduğu rahatsızlık son yıllarda tıptaki gelişmeler sayesinde tedavi edilebilir hale geldi. İleri safhalarında intiharlara sebep olan rahatsızlığın tedavisi hastanın durumuna göre değişik zaman aralıklarında tedavi edilebiliyor.

İşitme kaybınızın seviyesi, türü ve yapısı işitme cihazınızın seçiminde çok önemlidir. İşitme cihazı gözlük ya da telefon gibi tipine bağlı olarak seçilmemelidir. Bu konuda uzman odyoloğunuzun önerilerini dikkate alarak karar vermelisiniz. Kulak kanalınızın yapısı, kulağınızda akıntı olup olmaması, sosyoekonomik durumunuz, sosyal hayatınızın yoğunluğu, yaşınız, el becerileriniz, karakter yapınız, estetik algınız göz önünde bulundurularak uzman odyoloğunuz bireysel ihtiyaçlarınıza uygun olarak sizin için en uygun cihazı önerir.

En iyi cihaz kullanıcıya en çok fayda sağlayan, işitme kalitesine bağlı olarak yaşam kalitesini de artıran cihazdır. Odyoloji uzmanları tarafından yapılacak detaylı bir tetkik sonrası uzman odyoloğunuzun önerdiği cihaz en fayda sağlayan cihaz olacaktır. Bu bazen fiyat açısından en ucuz cihaz da olabilir.

İşitme Cihazı adaptasyon süreci bittikten sonra tüm gün boyunca kullanılmalıdır. Bu kişinin işitsel yeteneklerini sürekli olarak aynı seviyede tutmak için çok önemlidir.

Evet, Odyomed’de işitme cihazlarında size tanınan tüm haklardan yararlanabilirsiniz.